7 Şubat 2008 Perşembe

Satürn'ün uydusunda "somut hayat belirtisi"


Satürn'ün iç uydusu ''kartopu'' Enceladus'ta hayatın özkaynağı su bulunduğuna dair gözlemler giderek kuvvetleniyor.
Almanya'nın güneybatısında Baden-Württemberg eyaleti Heidelberg kentindeki Max Planck Fen Bilimleri Araştırma Kurumu'ndan Astrofizikçi Sascha Kempf, Reuters ajansına verdiği demecinde, Enceladus'ta mevcut olabilen "O" derece sıcaklığın hem don, hem erime, hem buharlaşma için kritik değer taşıdığını, bu yüzden Satürn'ün uydusundan yükselen buhar bulutunun görülebileceğini, bunun yakından değerlendirileceğini anlattı.
Avrupa Uzay Kurumu (ESA) ile ABD'nin Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA'nın ortak programı "tek seferlik en pahalı projesi olan" 3 milyar 600 milyon dolarlık" Cassini uydusu, mart ayında Enceladus'un 50 km yakınından geçecek.
Bu olağanüstü yakınlaşma sayesinde fizikçiler ve kimya uzmanları, Enceladus'un "püskürttüğü ancak kütle çekiminden yüzeye yakın kalan" bulutu daha iyi anlayacak ve su kanıtı için daha derin saptamalarda bulunabilecek.
İngiliz gökbilimci William Herschel, Enceladus'u 1789'daki gözlemlerinde buldu. Kütlesi Dünya'nın kinden 95 kat, hacmi 750 kat büyük olan Satürn'ün minik uydusu Enceladus, sadece 499 km çapında. Satürn'ün 47 ayı (uydusu), 7 adet de dev çevre halkası bulunuyor.
NASA, iki yıl önceki açıklamasında Enceladus'ta su bulunabileceğini açıklamıştı. Güneş Sistemi'nde Mars, Jüpiter'in uydusu Europa ve Enceladus "doğrudan su kanıtı" taşıyan üç gökcismi.
NASA'nın iki yıl önceki açıklamasında, "Cassini, Enceladus'ta, ABD'nin Wyoming, Montana, İdaho eyaletlerini kapsayan Yellowstone Milli Parkı'ndakilere benzeyen gayzerler bulunduğunu gösteren işaretler tespit etti" demişti.
Cassini seferinden sorumlu bilimadamlarından Carolyn Porco, "Böylesine küçük ve soğuk bir gökcisminde sıvı halde su bulunduğunu gösteren delillere sahip olduğumuzu sanıyorum" dedi ve suyun varlığının, bu esrarengiz ayla ilgili soruları artırdığını belirtti.
Cassini, 1997'de fırlatıldıktan sonra 2004 yılının temmuzunda Satürn'ün yörüngesine girmişti. Cassini, halen Satürn'ü 4 yıl daha gözlemleme gücüne sahip.
Enceladus'un milyarlarca yıl önce oluşumundan hemen sonra içindeki radyoaktif bozulmadan kaynaklanan ısının, bugün yüzeyinden fışkıran gayzerlerin nedeni olabileceği ve bunun da yaşam için gerekli ortamı sağlayabileceği görüşü geçen yıl ortaya atıldı.
ABD'nin Texas eyaletinde her yıl düzenlenen Ay ve Gezegen Bilimleri Konferansında dün sunulan bildiri de, Cassini uzay aracının gönderdiği ve Enceladus'un sıcak bir bölgesinden çıkan gayzer benzeri oluşumu gösteren ilginç fotoğrafların incelendiği belirtilerek, araştırma sonucunun, yüzey sıcaklığı eksi 201 santigrat derece civarında olan Satürn'ün ayının iç kısmında ilkel yaşam için uygun ortam olabileceğini gösterdiği kaydedildi.
Bilimadamları, yeni geliştirdikleri bir modelle Enceladus'un içindeki ısının, eskiden meydana gelen bir radyoaktif bozulmadan kaynaklandığını ve bunun da Satürn'ün ayının sıcak güney yarı küresindeki su buharı bulutu ve periyodik buz kristali rüzgarlarının açıklaması olabileceğini belirtti.
Icarus gökbilim dergisinde yayımlanmış kurama göre, Enceladus 4,5 milyar yıl önce alüminyum ve demir radyoaktif izotopları içeren kaya ve buz karışımı olarak oluştu.
Birkaç milyon yıl sonraki dönemde, iki radyoaktif elementin hızlı şekilde bozulması merkezdeki kayalık çekirdeğin mantodaki buz örtüsüne yaklaşmasıyla sonuçlanan sıcak patlamasına yol açtı.
Zamanla çekirdekteki bozulmadan geriye kalanlar da Enceladus'un içinde eridi.
Cassiniler
Cassini, adını, İtalyan asıllı Fransız astronomu Gian Domenico Cassini'den alıyor ve üç kuşak baba-oğul-torun astronom Cassiniler'in hatırasını yaşatıyor.
8 Haziran 1625'te Perinaldo-Cenova Cumhuriyeti'nde doğan ve 14 Eylül 1712'de Paris'te ölen Domenico Cassini, Satürn'ün A ve B halkaları arasındaki karanlık aralığı (Cassini bölümü) keşfetmiş ve gezegenin dört uydusunu belirlemişti.
Cassini adı, aynı zamanda, Satürn gezegeninin uydularının yörüngesel hareketlerinin cetvellerini ilk olarak derleyen, Gian Domenico Cassini'nin oğlu Jacques Cassini (1677-1756) ile Jacques Cassini'nin oğlu Cesar-François Cassini de Thury'nin (1714-1784) adlarına gönderme yapıyor.
Baba ve oğul Cassini, halef selef Paris Gözlemevi'nin yöneticiliğini yaparken, torun III. Cassini, astronominin yanı sıra çalışmalarını jeodezi ve topografya alanlarında yönlendirdi.
Cassini uzay aracının Satürn'ün en büyük uydusu gizemli Titan'a Ocak 2005'te inen Huygens sondasının adını aldığı Flaman fizikçi, matematikçi ve astronom Lahey doğumlu Christiaan Huygens (1629-1695), ışığın dalga kuramını bulmuş, Satürn'ün halkalarının gerçek biçimini keşfetmişti.
Huygens, böylece dinamik bilimine özgün katkılarda bulunmuştu. Çapı Yer'in yarıçapının yarısından az olan (5 bin 150 km) Titan'ı 1655'te Huygens buldu. CNNTÜRK

Uzay mekiği Atlantis yola çıktı

Uzay mekiği Atlantis, iki aylık gecikmeden sonra Florida'daki uzay merkezinden yola çıktı.
Uluslararası Uzay İstasyonu'na (UUİ) gidecek 7 mürettebatıyla birlikte yola çıkan Atlantis, UUİ'ye Avrupa Uzay Ajansı'nın en önemli katkısı sayılan 13 ton ağırlığındaki ve 1,3 milyar euro değerindeki bilim laboratuvarı Columbus'u taşıyor.
Yer çekimi dolayısıyla Dünya'da yapılması mümkün olmayan deneylerin yürütüleceği laboratuvar, Atlantis'in cumartesi günü istasyona ulaşacak 5 Amerikalı, bir Alman ve bir Fransız mürettebatı tarafından monte edilecek.
Atlantis'in fırlatılışı, sensör sistemindeki arızalardan 6 ve 9 Aralık'ta iki kez ertelenmiş, NASA, uzay mekiğini 10 ve 24 Ocak'ta fırlatmayı planlamış, ancak geçen ay sonunda arızanın giderilmesi için daha fazla zaman gerektiği sonucuna varılmıştı.
Kötü hava koşulları nedeniyle, Atlantis'in fırlatılışının bu hafta da mümkün olamamasından korkuluyordu.
UUİ'ye 1998'den bu yana 14 önemli ek modül monte edildi. NASA ve ortakları, istasyonun inşasını 2010'a kadar tamamlamayı planlıyor. CNNTÜRK

26 Ocak 2008 Cumartesi

Çin uzay yürüyüşünü canlı yayınlayacak

Çin’in uzay programının, Çinli astronotun yapacağı ilk uzay yürüyüşünün canlı yayınlanmasını da içerdiği bildirildi. Çin basınında, bunun programın başarısına duyulan güveni gösterdiği belirtildi.
Uzay yürüyüşünün ağustos ayında Pekin’de düzenlenecek Olimpiyat Oyunları’ndan sonra “gerçekleştirilecek” üçüncü insanlı uzay yolculuğu sırasında yapılması planlanıyor.
Ancak Şanghay Uzay Yolculuğu Teknolojisi Akademisi Başkanı Yüen Cie, resmi Şinhua (Yeni Çin) haber ajansına verdiği demeçte, “Uzay gemisi Şıncou-7’nin canlı yayın kapasitesine sahip olduğunu, ancak yayının canlı veya banttan yapılması konusunda nihai kararı vermediklerini” belirtti.
Uzay programını “ulusal gurur” olarak gören Çinli yetkililer, uzaya ilk kez insan gönderdikleri 2003 yılından bu yana birçok hedef açıkladı. Çin, üç yıllık Ay programının ilk aşaması olarak, geçen yıl Ay yörüngesine insansız uzay aracı yerleştirdi. 2017 yılında sonraysa insanlı ay yolculuğu planlanıyor.
Çin’in uzay programının daha önceki aşamaları canlı yayınlanmasına rağmen, bazı yabancı yayın kuruluşları aksilik olasılığına karşı bant görüntüleri hazırlandığını ileri sürdü.
Çin, dünya tarihinde SSCB ve ABD’den sonra uzaya kendi imkanlarıyla gidebilen üçüncü ülke.
(copyrighted by http://www.ntvmsnbc.com/news/default.asp)

Çok yakınımızdan bir asteroid geçecek

Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi (NASA) 29 Şubat’ta bir asteroidin Dünya’nın çok yakınından geçeceğini, çarpma tehlikesinin bulunmadığını açıkladı.
NASA açıklamasında, 11 Ekim 2007’de NASA’daki bilim adamları tarafından keşfedilen asteroidin 150 ila 610 metre boyundaki asteroid’in gezegenimize 550 bin kilometre yakından geçeceği ve amatörler tarafından (29 Şubat TSİ 07.33’te) açık bir havada teleskopla izlenebileceği kaydedildi.
Açıklamada, “2007 TU24, 2027’den önce bu boyda Dünya’ya bu kadar yakın geçecek tek asteroid olacak” denildi ve Dünya’ya çarpma tehlikesi bulunmadığı ve endişe etmeye gerek olmadığı, tersine gözlem yapmak için bunun çok iyi bir fırsat olduğu kaydedildi.
2007 TU24’ün Dünya’nın yakınından geçişi, bir başka asteroidin Mars yakınından geçmesinden bir gün önce gerçekleşecek. NASA, ilk hesaplamalarında, 2005 WD5 adı verilen bu asteroidin Mars’a çarpma olasılığını 25’te bir olarak açıklamıştı.
(copyrighted by http://www.ntvmsnbc.com/news/default.asp)

Evrendeki en uzak galaksi bulundu

Uluslararası gökbilimcilerin, evrende bugüne kadar bilinen en uzak galaksinin yerini tespit ettikleri bildirildi.
Şili Katolik Üniversitesi gök bilimcilerinden Leopoldo Infante, yaptığı açıklamada, en uzak galaksinin 12,5 milyar yıl önce oluşurken yaydığı ışık sayesinde tespit edildiğini söyledi.
Gök bilimciye göre, "A1689zD1" adı verilen bu galaksi, Dünya'dan 240 milyar ışık yılı uzakta bulunuyor.
Bu galaksinin bulunmasının kainatın yaratılış sürecini inceleyen bilimadamları için yeni bir araştırma alanı olacağını belirten Infante, "En uzaktaki galaksileri inceleyerek, bir galaksinin oluşum sürecini ve kainatın doğuşunda maddelerin nasıl bir araya geldiğini anlayabiliriz" dedi.
Şilili gök bilimci, "A1689zD1" galaksisinin kütlesinin Samanyolu'na benzediğini, ancak Samanyolu'ndan biraz küçük olduğunu ve çok fazla metal içermediğini söyledi.
İkisi de yörüngede bulunan NASA'nın Hubble ve Spitzer teleskopları ve Şili'nin kuzeyindeki Paranal gözlemevindeki teleskoptan bu galaksinin bulunması için faydalanıldığı belirtiliyor.
(copyrighted by www.cnnturk.com)

19 Ocak 2008 Cumartesi

McNaught Kuyrukluyıldızı


McNaught (C/2006 P1) Kuyrukluyıldızı, Güneş'e yaklaşırken, gözlemcileri şaşırtarak beklenmedik şekilde parlaklaştı. Kuyrukluyıldız, 9-12 Ocak 2007 tarihleri arasında gözlem için en iyi duruma ulaştı. Ne var ki, Güneş'e yakın görünür konumda olması, gözlem süresini çok kısalttı.
Kuyrukluyıldız, 12 Ocak'ta Güneş'e en yakın konumuna ulaştı ve bu tarihten sonra kuzey yarıküreden görülmesi iyice zorlaştı.
McNaught kuyrukluyıldızı, 1997'de gözlenen Hale-Bopp'tan sonra en iyi görünen kuyrukluyıldız. Bunun yanı sıra, son 30 yılın en parlak kuyrukluyıldızı.

Samanyolu karadelik dolu


Güneş Sistemi‘yle Dünya‘nın üyesi bulunduğu 110 bin ışık-yılı genişliğindeki Samanyolu Gökadası‘nın çevresindeki galaksilerde, çok sayıda kara delik bulunduğu belirtildi.
Amerikan Astronomi Derneği‘nin Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA‘nın köklü kurumlarından birinin bulunudğu California-Pasadena‘daki yıllık toplantısına sunulan bildiride, Samanyolu yakınında en az 73 kara delik tespit edildiği belirtildi.
Uzay biliminde öncü kurumlardan olan ve Subat ayında insan yapımı bir uyduyu ilk kez bir göktaşına (315 milyon km uzaklıktaki Eros göktaşı) 14 Subat Sevgililer Günü‘nde indirmeyi başaran Johns Hopkins Universitesi öğretim üyesi Edward Colbert, "Kara delikler için topladığımız verilerin yüzde 80‘ini süzdük. (Samanyolu yakınındaki) Kara Delik sayısı 90‘ı 100‘ü bulabilir" dedi.
Kara delikler, dev bir yıldızın ömrünün sonunda kütlesinin kendi üzerine çökerek sonsuz çekim kuyusuna dönüştüğü düşünülen, ışığı dahi emebilen evrenin en esrarengiz gökcisimlerinden biri olarak kabul ediliyor.
Pasadena‘daki toplantıya sunulan bildiride, tespit edilen kara deliklerin hepsinin "orta çapta" olduğu, bunların sayısının çokluğunun ve ileride daha derinlenmesine incelenmeleri sayesinde, yıldız-kara delik evrimi ve çok daha büyük kütleli kara delikler hakkında aydınlatıcı bilgiler sağlanacağını söyledi. Gökbilimciler, astrofizikçiler, 2 yıl öncesine kadar "orta ölçekli kara delik" mefhumundan yoksundular.
Kara deliklerin, şu anda iki bölümden oluştuğu hesplanıyor: Güneş ve Güneş kütlesinden biraz büyük çapta kara delikler, veya milyon-milyar Güneş‘e denk kara delikler. Kara delikler, doğrudan gözlemlenemiyor. Astronomi hesaplarıyla çoğu gökbilmimci varlıklarına inanıyor. Orta çapta kara deyiklerin varlığı, ilk kez bu çoğunlukta ortaya konuyor. Hesaplama, kozmik x ışını salımından yapılıyor.
NASA‘nın Hubble‘dan sonra en faal uzay teleskopu Chandra X ışını Teleskopu‘nun verilerini kullanan bilim adamlarına Carnegie Mellon Universitesi‘nden astronom Andew Ptak da katıldı ve orta çapta kara delik kuramı geliştirildi. Edward Colbert ile Andrew Ptak, ortak açıklamalarında, orta çapta yeni keşfedilen kara deliklerin çevre alanlarının ilk keşfedilenlere göre 1000 misli parlak olduğunu söylediler bu yapıda kara deliklerin gökadaların yüzde 20‘sinde bulunduğunun tahmin edildiğini belirttiler.
Colbert, "Ancak faal bir kara deliğin saptanabileceğini, uykuya dalmış olanları saptamanın (hesaplamanın) imkansız olduğnu" söyledi. MİLLİYET